Başkalarının özenle filtreler ile seçilmiş, yaşam kesitlerini, kendi hayatımızın, gerçekleri ile karşılaştırmak – kıyaslamak; zihnimize, ilişkilerimize ve özsaygımıza ciddi zararlar veriyor. Peki bu durumda neler yapılabilir. Olumlu-sağlıklı kıyaslama nasıl yapılır?
Kıyaslanmak ve Yetersiz Görülmek
Kıyaslanmak ve Yetersiz Görülmek, bireyin psikolojik sağlığını, özsaygısını ve toplumsal aidiyet hissini derinden sarsan iki temel kavramdır. Bu durumlar genellikle birbirini besleyen bir döngü oluşturur.
1. Kıyaslanmak: Özgünlüğün Reddi Kıyaslanmak, bir bireyin yeteneklerinin, başarılarının veya karakter özelliklerinin bir başkasıyla (kardeş, arkadaş, meslektaş) ölçülmesi sürecidir. Bu durumun yarattığı temel sorunlar şunlardır:
- Bireyselliğin Kaybı: Kişi, kendi potansiyeli ve sınırları yerine başkasının standartlarına göre değerlendirildiğinde, kendi özgün kimliğini geliştirmekte zorlanır.
- Dış Odaklı Motivasyon: Birey, bir şeyi kendisi istediği için değil, başkasını geçmek veya kıyaslandığı kişiye yetişmek için yapmaya başlar. Bu da uzun vadede tükenmişliğe yol açar.
- Rekabet ve Yalnızlaşma: Sürekli kıyaslanan birey, çevresindeki insanları dost veya destekçi olarak değil, aşılması gereken rakipler olarak görmeye başlar.
2. Yetersiz Görülmek: Değersizlik Hissi Yetersiz görülmek, kişinin gösterdiği çabanın veya sahip olduğu niteliklerin, dış otoriteler (ebeveyn, öğretmen, yönetici) tarafından “yeterli” bulunmamasıdır. Bu durumun psikolojik yansımaları şöyledir:
- Özgüven Zedelenmesi: Kişi, ne kadar çabalarsa çabalasın “hiçbir zaman tam olamayacağı” inancını geliştirir. Bu, “öğrenilmiş çaresizlik” durumuna yol açabilir.
- Mükemmeliyetçilik Tuzağı: Yetersiz görülme korkusu, kişiyi hata yapmaktan aşırı derecede korkan biri haline getirebilir. Hata yapma korkusu ise yaratıcılığı ve deneme arzusunu köreltir.
- Onay Arayışı: Birey, kendi değerini kendi içsel ölçütleriyle değil, başkalarından aldığı onaylarla ölçmeye başlar. Onay alamadığında ise derin bir boşluk ve başarısızlık hissine kapılır.
Kıyaslanma ve Yetersizlik Hissinin Birleşimi Bu iki durum bir araya geldiğinde, bireyde kronik bir kaygı hali oluşur. Kişi, sürekli bir “yarış” içinde olduğu hissiyle yaşar ancak bu yarışın bitiş çizgisi başkaları tarafından sürekli ileriye taşınır. Bu durumun sonuçları arasında şunlar yer alır:
- Sahte Kendilik: Kişi, toplumda kabul görmek ve yeterli sayılmak için gerçek duygularını ve isteklerini bastırarak, başkalarının beklediği “ideal maskeyi” takınır.
- İlişkilerde Bozulma: Kıyaslamanın olduğu aile veya iş ortamlarında güven bağı zayıflar, yerini kıskançlık ve yetersizlik duygusunun getirdiği öfkeye bırakır.
- Psikosomatik Belirtiler: Sürekli baskı altında hissetmek; uyku bozuklukları, depresyon, anksiyete ve kronik stres kaynaklı fiziksel rahatsızlıklara zemin hazırlar.
Sonuç olarak; kıyaslanmak ve yetersiz görülmek, bireyin kendi değerini keşfetmesinin önündeki en büyük engellerdir. Sağlıklı bir gelişim için bireyin başkalarıyla değil, kendi dünkü haliyle kıyaslanması ve çabasının, sonuçtan bağımsız olarak takdir edilmesi esastır.